ÖNCELİKLE:
X-Men'de bir karakter var şimdi: Magneto diye. Bu adam mutant. Yeteneği de metalleri kontrol edebilmesi. Şimdi bu adamın bi' sahnesi var. İngilizce konuşmak tam olarak da o sahne. İçerik de şu: Magneto havaya doğru yürür, o yürüdükçe sağdan soldan metal parçaları ayağının altında ona köprü oluşturur. Bu metafor burada dursun bi, geri döncez.
İngilizce'de cümle kurmak aslında zor değil. Hatta inanılmaz basit, en azından Türkçe'ye oranla. Türkçe bizim beyinlerimizde varsayılan dil olduğu için bunun farkına varamıyoruz ama. Mesela şöyle bir yanılgı var: "İngilizce'de cümleler ters."
DEĞİL.
Ters olan biziz. Ters olan biz olduğumuz için diğer düz dillerin hepsi bize ters geliyor. Almanca da böyle mesela. Hemen örnek ile açıklayalım, kuvvetlendirelim bu tezi.
Kim?
RICARDO.
Ricardo ne yapmış? Yemiş.
RICARDO ATE.
Ricardo neyi yemiş?
RICARDO ATE A CAKE.
Ricardo keki ne zaman yemiş?
RICARDO ATE A CAKE YESTERDAY.
Görüldüğü üzere bunların hepsi kendi başına birer cümle. Türkçe'de ise şöyle:
RICARDO DÜN BİR KEK YEDİ.
"yedi" sözcüğünü koyana kadar cümle yok elimde. "RICARDO DÜN" bir cümle değil, "RICARDO DÜN BİR KEK" de bir cümle değil. Ne zaman ki "yedi" sözcüğünü koydum o zaman olay açığa kavuşuyor. Şu örneğe bakalım şimdi de:
Ahmet kitabı...
NE YAPTI? Yırttı mı? Okudu mu? Arkadaşına mı verdi? Gördü mü? Okulda mı unuttu? Düşürdü mü?.. İhtimaller bitmiyor. Yüklemi getirene kadar kitap tam anlamıyla meçhule giden bir gemi. Bu kadar önemli bir parçayı en sonda ekliyoruz biz. Haliyle cümlelerimizi bitirene kadar olay tam olarak seçilir değil. İngilizce ise farklı. Olayı verirsiniz, gerisi hep ekstradır. Ketçaptır, mayonezdir, hardaldır.
Ahmet read.
Aa. Bakın ne güzel işte. Ahmet okumuş. Neyi okumuş?
Ahmet read the book.
Hııı. Kitabı okumuş. Nerede okumuş?
Ahmet read the book at school.
Okulda okumuş. Peki ne zaman okumuş?
Ahmet read the book at school yesterday.
Dün okumuş.
Şahıs ve olay direkt veriliyor; gerisi bana fazladan bilgi. O yüzden İngilizce cümle kurarken KİM NAAPMIŞ gibi başlayın, gerisini yardırın gitsin. Deli gibi plan yapmayın. "Hangi tense kullanıcam, yanlış söyler miyim, gülünür mü..." vb. soruları hiiiiç ama hiç dert etmeyin. Magneto gibi yapın direkt. En önemli iki adımı atın(kişi+olay), gerisi hep ekstra. Siz yürüdükçe ayağınızın altında oluşur o köprü. Düşmezsiniz.
I + say + this + because + I + believe + in + it + and + I + want + everyone + to + be able to + speak + English.
No comments:
Post a Comment