Şimdi önceki bölümde:
- yardımcı fiiller ve bunların zamanları nasıl belirttiği ve
- esas fiillerin hallerinden bahsettik. Şimdi ise "Aspect" ler üzerinde ve de hangi aspectlerin fiillerin hangi hallerini aldıklarına değinelim.
1) Simple [basit]
Indefinite[belirsiz] aspect olarak da bilinmekte. Böyle bir isim taşımasının sebebi ise diğer "aspect"lerin aksine eylemin bitmiş veya devamlı olup olmadığının mechul olması. Geniş zaman diye öğrendik yıllarca. Halbuki anlık olarak da kullanabiliriz gayet. Mesela: "anladım" derken "I understood" yerine; "anlıyorum" anlamına gelecek şekilde "I understand" de denilebilir. "Hmm. I UNDERSTAND dedi. Yani ANLARIM diyor. Sen anlatmaya devam et, ben anlarım"... gibi bir durum söz konusu değil.
A: Şurdaki evi görüyo musun?
B: Yes, I see it.
...gibi. Birebir çeviri yapsaydık eğer -> "Evet, görüyorum" demek için -> "Yes, I'm seeing it" demem gerekirdi. Peki böyle deseydik yanlış olur muydu? Hayır. İlki daha pratik sadece.
Nasıl tespit ederim?
Şu cümleye bakalım mesela:
"They cleaned the window"
Önceki bölümde ne demiştik? Zamanı yardımcı fiiller verirken, aspecti esas fiil verir. Burada esas fiil: "clean". Daha dikkatlice bakınca onun sonunda bir adet sinsi "did" görüyorum.
did olduğu için PAST diyorum, ve esas fiile yöneliyorum: "clean". Bakıyorum, "-ing" var mı? Yok. Past Participle(V3) halde mi? Değil. Gayet dümdüz, yalın, tüm naifliği ile karşımda duruyor. V1 iken gidip V2 olmuş. Bunların ikisi de "simple" olduğu için diyorum ki: SIMPLE
O zaman "tense"imiz ne oldu? PAST SIMPLE.
Aynı cümleye tekrar bakalım, ama zamanını değiştirelim: "They will clean the window."
Yardımcı fiil: "will" -> FUTURE
Esas fiil: "clean" -> SIMPLE
E o zaman? FUTURE SIMPLE.
Son olarak şu cümleye göz atalım: "We clean." Hani fiillerin önünde sinsi sinsi, görünmez görünmez takılan bi "do" var demiştik, hatırladınız mı? Bu cümleye baktığımda "We (do) clean." diye görebilmem gerekiyor. Onu görünce iş çözülüyor zaten.
Yardımcı fiil: "do" -> PRESENT
Esas fiil: "clean" -> SIMPLE
Düştü mü elimize bir adet PRESENT SIMPLE? Bence yes.
Onçün diyeceğim o dur ki, bunları ayrı ayrı öğrenmeyin. Hiç de korkmayın "ya hepsini birden nasıl öğrenelim" diye. Hepsi dediğiniz şey 3 tane zaman, 4 tane aspect. Diğer türlüsü daha zor çünkü. Baksanıza:
1) Past Simple
2) Present Simple
3) Future Simple
4) Past Continuous
5) Present Continuous
6) Future Continuous
7) Past Perfect
8) Present Perfect
9) Future Perfect
10) Past Perfect Continuous
11) Present Perfect Continuous
12) Future Perfect Continuous
...diye ezberleyecek olsam ben bunları, vallahi indiririm kepenkleri. Kapatırım dükkanı ve giderim. Sonra da derim ki: "okyanusun dibine batsın dili de İngilizce'si de; Cthulhu öğrensin, ben değil".
2) Continuous [devamlı]
Sıradaki yaratık ise "continuous aspect". Parantez içinde devamlı demişiz buna da. Neden? E çünkü devamlı olan bir eylemden, ekşından bahsetmekte. Peki neyin nesidir bu devamlı eylem? Şöyle:
Şu an n'apıyorsun mesela? Burayı mı okuyorsun? Al o zaman sana devamlı eylem. Dikkat edersen olayın başlangıcından yahut sonundan ziyade direkt ortasına odaklanıyoruz. "-iyor" ekinden yakalayabilirsiniz. "Şimdiki zaman" diye sakın ola kodlamayın ama. Çünkü diğer bütün "aspect"lerde olduğu gibi 3 zamanda da kullanabilirsiniz. Örn: "gelmek" fiilini üç zamanın hepsiyle "continus aspect" kullanarak inceleyelim:
Past: "geliyordum" -> "I was coming."
Present: "geliyorum" -> "I am coming."
Future "geliyor olacağım" -> "I will be coming."
Yardımcı fiillerin zamanı nasıl değiştirdiğine ve de esas fiilin nasıl aynı kaldığına dikkat edin. Çünkü ne demiştik? Zamanı bize yardımcı fiiller verir demiştik, esas fiil için de demiştik ki: "eylemin zaman içerisinde nasıl göründüğünü anlatır".
Nasıl kullanılır?
BE + V-ing
Bu kadar. Başka bir olayı var mı? Yok. İstisna durumu var mı? Yok.
Neden böyle kullanılıyor? Çünkü fiiller eylem, aksiyon, olay anlatır. Fiiler tam bir Hollywood yani. Hehe. Aksiyon falan ya hani...
***KÖTÜ KÖTÜ ESBİRİLER***
Eylem cümlelerini ise "do" yardımcı fiili ile kullanırız(be, do, have filan demiştik). Fiile "-ing" getirdiğiniz zaman o fiili isimleştirmiş oluyorsunuz, ve fiil eylemden ziyade bir durum anlatmaya başlıyor. Hollywood filmi gidiyor, pembe dizi geliyor. Görevimiz Tehlike izlerken bir bakmışsınız kanal değişmiş, Natalia Oreiro'lu Vahşi Güzel var ekranda; Cambio Dolor çalıyor.
Bir durum anlattığı için de artık "be" yardımcı fiili ile kullanmam icap ediyor. Diyeceğim o ki "be" şemsiyesi altında "-ing"siz fiil ASLA kullanmayın. İngilizcenizi direkt çılgın fixlemiş olursunuz. Çünkü konuşurken Türkçe düşünüyor olmamızın bir sonucu olarak ortaya çıkan en sık hatalardan birisidir bu. Nasıl mı? Örneğin şu soruya verilen cevaba göz atın, parantez içindeki kısımlar B kişisinin düşünce süreci olsun:
A: Nereye gidiyorsun?
B: (Kim gidiyor? Ben)
B: I...(gidiyorum, "iyor" var, "-ing" gelcek.)
B: I going...(nereye gidiyorum? İzmir)
B: I going İzmir.
Oldu mu?
Olmadı. Halbuki çok mu zordu "I'm going to İzmir" demek? Değildi. Peki nasıl oturacak bu? "Nasıl kuralları düşünmeden içgüdüsel, kalpten çıkarır hale geleceğim bunları?" diye sorarsanız da cevap: "I going" ibaresi kulaklarınızı tırmalamaya başlayana kadar "BE+V-ing" kullanımına maruz kalacaksınız. 3 zamanda da aşina olacaksınız bu kullanıma. Anca öyle. Türkçe'de "Suyuma içtim." diyor musun? Demiyorsun. "Arabayı bindim." diyor musun? Demiyorsun. "Okulu gittim; Ödevime yaptım"? Demiyorsun, demiyoruz. Aynı öyle işte.
Nasıl tespit ederim?
...sorusunun cevabı ise: Present Participle. Yani başka bir deyişle "-ing". Nerede bir "-ing" orada devamlılık, orada bir "continuous aspect". Lakin şöyle bir ayrıntı vereyim: "Present Perfect Continuous aspect" de "-ing" barındırır. Niye? Çünkü içinde "continuous" var. Yani diyeceğim o ki her "-ing" gördüğünüzde direkt "continuous" diyin evet, ama son kararım demeyin. Bi' bakın, önünde have/has + been var mı diye. Yoksa sadece "continuous", varsa da "perfect continuous"tur.
No comments:
Post a Comment